Hilal Bebek
İLETİŞİM İÇİN ARAYINIZ: +90 543 934 39 60 +90 216 999 89 58

Asrın Vebası Depresyon

Ünlü psikolog Hilal Bebek ile her 2 kişiden 1’inde görülen asrın vebası depresyon ile ilgili keyifli bir röportaj..

Nerede okudunuz, ne üzerine eğitim aldınız?

Uludağ Üniversitesi’nde psikoloji bölümünü bitirdim. Okan Üniversitesinde Klinik Psikoloji üzerine yüksek lisans yaptım. Daha sonra uzun bir süre  özel bir psikiyatri hastanesinde klinik psikolog olarak çalıştım.  Buna başka klinik çalışmalar da eklendi. Sonrasında 6 ay kadar bir Amerika yolculuğum oldu. Orada yeni çıkan psikoterapi alanları ile ilgili depresyon ve çeşitli başka hastalıklar konusunda eğitimler  aldım. Ve en sonunda da doktor arkadaşımla kendi muayenehanemizi açtık.

Hobileriniz nelerdir?

Şiir, deneme, roman yazıyorum. Şiirlerimi seslendirmeye ve  yayınlamaya çalışıyorum. Yazmak psikolojiden önce de vardı hayatımda. Belki de psikolojiye merakım bu yüzden. Sporla anlamında da ata biniyorum. Psikolojiyle birlikte başa baş giden bir çok hobim ve ilgi alanım var.

Çıkarmış olduğunuz kitap var mı?

Bir tane şiir kitabım var yayınlanan. ‘’İmkânsız Düş Terzisi ‘’adında. Sürrealist şiirler içeriyor. Bir de Metakognitif Terapi ile ilgili çeviri kitabımız yolda. Bu şekilde devam eden projelerimiz var.

Röportajımızı okuyan okuyucularımıza yazmayı önerir misiniz?

Bol bol yazmalarını ve okumalarını öneririm. Benim yeteneğim yok gözüyle bakılmamalı. Çünkü yazı sadece edebi bir eser çıkarma işi değil aynı zamanda deşarj olma işi. Yutkunmakta, işlemekte, sindirmekte güçlük yaşadığımız olay ve duyguların pişmesine yardımcı oluyor. Yüzleştiriyor ve farkındalık kazandırıyor.

O zaman şarkı söylemeyi, yazmayı, okumayı bunları terapinin içine katabilir miyiz?

Katabiliriz ama terapinin ana çekirdeğini oluşturmaz. Bunları kişisel olarak sürecinize katmanızın size faydası olur. Bazı  terapi ekollerinde tedavinin  içine mizah dahil edilir.  Bunlar insanın acı ile başa çıkma biçimleridir. Bazen insanlar çok zor durumları mizah aracılığı ile faklı bir düzlemde deneyimlemeyi başarabilirler.  Bunlar, acıyı bastırmaktan veya dramatize etmekten  çok daha işlevseldir.

Türkiye’de depresyona girme olasılığı nedir? Sosyologlara ne gibi görevler düşüyor? Bu konuda sadece psikologlara yönelmek doğru mu?

Bence bu daha uzun vadeli düşünülmesi gereken bir şey. Çünkü psikologlar mevcut öykünün üzerinden bir şeyi değiştirmeyi çalışırlarken arka plandaki çok daha uzun soluklu sistem ve toplumsal kodlamalar  depresyon eğilimlerimiz ile ilgili etki etmeye devam ediyor. Yani toplumun nabzını tutmak, toplumu neyin deprese ettiğini bulmak, belki sistemle ilgili bir şeyleri sorgulamak özellikle kapitalizmin tüketim ve haz odaklı dayatmalarını elden geçirmek önemli. Mesela sosyal medyada birçok kişi, bir imajı yaşatmaya çalışıyor. İnsanlar, kendi vitrinini doldurma çabasında. Oysaki bu noktada dışarıya dönük yüyüzümüz dolarken ve parlarken iç dünyamız boşalıyor ve sönüyor. Ki bu da içsel bir yozlaşmayı getiriyor. Vitrinimizin ön kısmını doldururken arka kısmını boşaltıyoruz. Bizi deprese eden asıl meselelerden biri bu. Önemli olan başkalarının takdirlerini ve beğenisini almaya çalışmaktansa bizim kendimizi nasıl, ne ile huzur bulacağımızı bulmaktır. Örneğin; Sosyal medyada bir fotoğraf koyduğumuzda kaç kişi beğenecek, kaç arkadaşımız var gibi bir gündem ile meşgul olduğumuzda kendimize ve içinde bulunduğumuz ana yabancılaşıyoruz. Eğer sahiden iç dünyamızda kendi değerliliğimiz ile ilgili bir şeyleri çözümlemiş olsak  ve dış dünya üzerinden kendimizi tanımlamasak bu yollara başvurma eğilimimiz azalacak. Rekabet ve kıyaslama duygularımız da bunlara dahildir.Kendimizi yetersiz hissettiğimizde kıyaslama veya rekabete girebilir ve başkaları üzerinden önemliliğimizi değerlendirme çabasında olabiliriz. Bir örnek daha verecek olursak , günlük hayatta eşler arasında kıyaslama yapıyoruz. Mesela, komşumuzun eşi karısına çiçek aldığında eşimize dönüp niye bana almıyorsun diyebiliyoruz. Aslında kendi sevilebilirliğimiz ile ilgili emniyette hissetsek bu daha az sorun haline gelebilir.

Egolu olmak nedir? Depresyonu tetikler mi?

Normalde halk arasındaki kullanımda egolu denildiğinde daha çok kendini beğenmiş anlamı taşıyor ama aslında ego hepimizde  olan  ve olması zorunlu bir şey. Fakat  bazı insanların ego değeri (yani kendini yeterli, değerli bir varlık olarak algılaması) daha düşük, bazılarınki ise daha yüksektir. Ego değeri düşük insanlar yani kendisini negatif değerlendiren insanlar egolarını şişirmeye çalışarak bu eksikliği telafi etmeye çalışabilirler. Bu kişileri dışarıdan  kendini öven ve çok fazla beğenen kişiler olarak görebiliriz. Aslında içten içe kendi içlerindeki boşlukları doldurmaya çalışıyorlardır. Bir gün kendi gerçeklikleri ile yüzleştiklerinde ise depresif bir duygu içerisinde bulunabilirler.

Depresyonda olan insanlar genelde bağırarak iletişim kurmaya çalışırlar bunun nedeni sizce nedir?

Herkesin depresyonu yaşayış biçimi farklıdır. Kimilerimiz öfkeyle yaşarız kimilerimiz ise çok farklı biçimlerde yaşarız. Yani her depresyonda olan kişi öfkelidir diyemeyiz. Bağırmak öfkenin dışavurumlarından biri. Genelde haksızlığa uğradığımız, engellendiğimiz ya da anlaşılmadığımızı veya  sevilmediğimizi düşündüğümüz zaman ve  kendimizi değersiz hissettiğimiz durumlarda öfke patlamaları yaşayabiliriz.

Türkiye’de insanların depresyona girme olasılığı nedir?

Olasılık oldukça yüksek.  Aslında dünyada da bu şekilde. Yapılan araştırmalara göre her iki kişiden biri hayatının bir döneminde depresyon geçirmiş durumda . Bunda geçici depresif duygu durumundan bahsetmiyoruz. Örneğin; Annenizi kaybettiniz veya işten çıktınız bu gibi durumlarda duruma özgü üzüntü tepkileri ve yas süreci vardır. Süresini doldurunca sonlanır, sonlanmıyor ise bunu depresyon diye adlandırabiliriz.

Genelde depresyona girme nedenleri neler?

Stres durumlarında kişi, kendi kişilik özellikleri bakımından kırılgan ise veya mükemmeliyetçi ise, beklentilerini karşılayamıyorsa, ilişki bozuklukları yaşıyorsa, geçmişinde travmaları varsa ya da maddi sıkıntılar  veya hiçbir dış tetikleyici olmaksızın bazı kişilik özellikleri, anlam kaybı gibi şeyler depresyonu tetikleyebiliyor.

İnsanlar depresyondayken mutlu olduklarını söylüyorlar. Bu nasıl bir duygu halidir?

İnsanlar bazen örtmek isterler bazen de gerçekten fark etmez ya da bastırmaya çalışırlar. Örtük depresyonda kişi, depresyonda olduğunun farkında değildir. Yada  kişi depresif duygulanımını bastırmaya çalışıyordur.

İnsanlar melankolik takılmayı seviyor olabilirler mi?

Bu tarz kişilik özellikleri görülebilir.  Acıyı yaşamayı alışkanlık haline getirmiş ya da bununla bir yönünü besleyen insanlar görükebilir. Depresyon ile kişilik özelliklerini ayırmak gerekir. Depresyon, duygu durumdur bozukluğudur. 2 seneden fazla sürmez. Sürdüğünde zaten adı değişir. Özgüveniniz düşer, zevk alamazsınız, karamsar olursunuz, yaşam kaliteniz düşer.  Bütün bunlar depresyonun belirtileridir.

Depresyon tedavisinde hangi tedavi daha etkilidir?

Çok ağır derecede bir depresyon değilse öncelikle davranış kalıplarını değiştirmek önemlidir. Örneğin; Bir şeyi isteyerek yapmak yerine yaptıktan sonra da o şeye karşı istek duyabiliriz. İsteksizliğin üzerine gitmek ve davranışsal planlar yapmak bu sürecin bir parçası. Ancak düşünce ve perspektif değişimleri, sosyal destek almak da önemli.

Peki, insan davranışlarını değiştirmek yerine aynı davranışı tekrarlar  ise ne yapabiliriz?

Kişi, direnç gösterebilir değişime. BU durumda birincisi direnci anlamak, kişi ile işbirliği kurmak gerekir. İlaç desteği bir çok durumda çok önemi. Düşünce değişimi çalışmaları ile de dolaylı olarak değiştirdiğiniz aslında zaten kişinin davranışlarıdır.

Siz, size gelen hastalara nasıl bir tedavi yöntemi uygulamayı tercih ediyorsunuz?

Depresyonda Bilişsel Davranışçı Terapi ya da Metakognitif Terapi uyguluyorum. Depresif kişinin haritasını doğru çıkarmak önemli. Öyküsü ne, ne tetiklemiş, ne sürdürüyor, sosyal durumu nasıl, kişilik özellikleri nedir, gibi sorular ile öncelikle kişinin resmini doğru çekmek lazım. Daha sonra hasta ile bu resmi paylaşmak önemli. Depresyon denen şey ne, nerde nasıl başa  çıkabilir sizinle aynı fikirde olmaya başlaması ekip çalışmasını güçlendirir. Dediğim gibi terapi hem davranış kalıplarını hem kişinin algılama ve yorumlama biçimlerini hem de kendi iç dünyası ile olan ilişkisini yeniden yapılandırır. Düşünce ve davranış değişimleri kişinin duygusal değişimi ile sonuçlanır.

Uygulamalar

Tüm Psikolog Uygulamaları hakkında buradan bilgi alabilirsiniz.